|
Satış Temsilcisi... Şirketlerin en çok ihtiyaç duydukları pozisyonların başında geliyor. Ama arz-talep dengesi bu noktada bir türlü sağlanmıyor... diye düşünürken buldu kendini Elif.
Satış müdürleri dün öğleden sonra kendisini aramış ve "Hadi bakalım İK, satış kadromuzda 2 açık oluştu. 2 canavar gibi satışçıya ihtiyacım var. Yeni mezun da olur, hiç sorun değil, ben onları 6 ayda yetiştiririm ama önemli olan satışçı ruha sahip olsunlar. Kendilerine güvensinler, bu işi yapmayı çok istesinler ve ben de bu kararlılığı onlarda göreyim. Gerisini ben hallederim" demişti. Yapardı da Murat Bey. Harika bir satışçı, harika bir yöneticiydi.
Sekiz yılı aşkındır bu işi yapıyordu Elif ve her pozisyonda iş görüşmesine katılmış, yüzlerce satışçı ile yüz yüze görüşmüştü ama Murat Bey gibisini hiç görmemişti. Pozisyonun kendisine verildiği daha ilk gün ilanları yayınlamış, bir taraftan da aday havuzlarında arayışlara başlamıştı. Murat Bey’in güvenini boşa çıkarmamak ve gerçekten beğeneceği, pozisyon ve şirket adına ideal adayları bulmak onun için gurur meselesiydi. İki gün sonra görüşmelere başladı. Aradığı öyle çok da deneyimli bir aday değildi, istekli, azimli, çalışkan bir aday olsun, yeterdi. Elbette ki bilinçli de... Gelen başvuruları taramakla işe başladı. Uygun olabileceklerini düşündüğü adayları telefonla görüşmeye çağırıyordu. Yaklaşık onbeş ya da onaltıncı aramasında bir sürprizle karşılaştı. Telefondaki sesin sakinliği bir yana, aldığı cevap şaşırtıcıydı. "Aaaaa... öyle bir ilana mı başvurmuşum? E başvurmuşumdur tabi...Sonuçta yeni mezunum, önüme gelen ilana başvuruyorum. Ama yok ben satış düşünmüyorum... Satış yapmak bana göre değil!.." Bu durumda Elif sakinliğini korumaya çalışarak ama cevapsız kalmaya gönlü razı olmayarak, olayı bitiren cümleleri söyledi: "Her önünüze gelen ilana başvuru yaparak, hem kendinizin, hem de bizlerin vaktini aldığınızı düşünmüyor musunuz? Sonuçta biz de burada bir iş yapıyoruz ve adaylara pozisyonla ilgili ön bilgilendirmede bulunacak ilanlar yayınlıyoruz. Ancak görünen o ki siz bu ilanları okumaya bile zaman ayırmıyorsunuz. Sizce işimizi yaparken gösterdiğimiz çaba ve emek böylesine heba edilecek kadar basit ve önemsiz midir?" Adayın cevabı biraz mahsun ve tek kelimeden ibaretti: "Haklısınız"
|