|
Ülkenin önde gelen marketler zincirinden birinde çalışıyordu Zehra... Bundan 6 ay önce, farklı marketlerde görev yapacak bir takım oluşturmak üzere toplu bir işe alım gerçekleştirmişti. İşe başlayanların yaklaşık yüzde 5’i ilk üç ay içinde işten ayrılmıştı. Geri kalan kadro, gayet güzel çalışıyordu. Bu ekip içinde, yöneticilerinin performansından çok memnun olduğu bir grup vardı ki, onlar için yeni fırsatlar düşünüyordu Zehra ve insan kaynakları yöneticileri.
Bu kişilerden biri de Yavuz’du... Ama Yavuz, dün Zehra’yı aramış ve işten ayrılmak istediğini belirtmişti.Önce şaşırdı Zehra, sonra bugün için randevu verdi Yavuz’a ve konuyla ilgili karşılıklı görüşmek istediğini söyledi. Telefon çaldı, departman asistanı “Yavuz Bey geldi” diye haber verdi. Misafirini ayakta karşıladı Zehra ve masasının önündeki koltuğa buyur ettikten sonra aralık kalan kapıyı da kapattı. Sonra konuşmaya başladılar. Bu bir anlamda işten çıkış mülakatıydı ama şirket olarak, bunu işe alımdaki resmiyetin aksine, daha rahat konuşabilecekleri, dostane bir ortamda yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyorlardı. Sonuçta, aynı şirketin mensubuydular, en azından o zamana kadar ortak hedefler için çalışmışlardı. Arada, her zaman sürmesini diledikleri bir bağ vardı. Yollar ayrılmış olabilirdi ama ortak hedefler için çalışılan zamanların değeri her zaman korunmalıydı. Tüm market personeli için geçerli olan bir derecelendirme ve teşvik sistemi de vardı. Altışar aylık dilimler halinde, çalışanlarına hediye-yarar paketi sunuyorlardı. Kıdemleri arttıkça, verilen hediyelerin değeri de artıyordu. Zehra, tüm açık yürekliliğiyle Yavuz’a döndü ve sordu: “Neden ayrılmak istiyorsun. Nedir sorun?” Yavuz, en az Zehra kadar açık sözlülükle cevap verdi: “Hiçbir sorunum yok Zehra Hanım. Bu işe başlamamın sebebi, 6 aylık çalışanlarınıza verdiğiniz hediyeydi. MP3 çalar... Şimdi bir MP3 çalarım var. Artık çalışmam gerekmiyor...”
|