|
Evrenin ve insanlığın gelişimi konusunda ortaya atılan teorilerden biri der ki;
"Evren ve insanlık belirli bir düzen ve akış içinde kendini tekrar eder." Daha çok piramitlerin yapılışını açıklamak yolunda kullanılan bu yaklaşımı anımsatan bir durum var son yıllarda gündemde. Farkı yeniden farkedilen, en temel yatırım aracı olma yolunda güçlenen bir değer var karşımızda, "itibar".
Gerek kişisel, gerekse kurumsal iletişim kanallarında kuvvetle vurgulanan, altı kalın bir biçimde çizilmeye başlanılan itibar, gerek insanların, gerekse şirketlerin üzerinde özenle durduğu bir değer durumuna geliyor yeniden. İnsanların güven duygusunun çokça zorlanmasından, ya da zedelenmesinden olsa gerek, söze başlayan herkes önce itibarına yatırım yapmaya, karşısındakinde iyi bir izlenim bırakmaya yöneliyor çok güçlü bir biçimde. Ne söylediğine/yaptığına dikkat etmeli...Gerek Dünya'nın tek bir pazar haline gelmesi, gerekse birbiri ardına patlayan yenilikler, şirketleri tanıtıma, reklama ve pazarlamaya yöneltti hızla geçen yıllar içinde. Rakiplerinin arasında bir adım öne çıkabilmek, varlığını sürdürebilmek isteyen şirketler, hep daha fazlasını, daha iyisini, daha güzelini vaad etmeye başladı günden güne. Bu eğilim, hedef kitlenin ilgisinin çekilmesini, eylemin amacına ulaşmasını sağlamakta idi başlangıçta. Kim daha fazlasını vaad ederse, o kazanacaktı sanki bu rekabeti/savaşı. Ancak; zaman içinde kontrol edilebilir olmaktan uzaklaşmaya başladı bu tutum. Salt var olabilmek adına, tutulamayacak sözler verilmeye, olanaksız vaadlerde bulunulmaya başlandı. Ufak tefek aksaklıklarla başlayan bu sözlerin yerine getirelememesi hali, zaman içinde yalnız söyleyen ama yapamayan insanların ve şirketlerin ortaya çıkmasını getirdi beraberinde. En iyisini, en güzelini, en fazlasını değil, mümkün olanı vaad etmek.Kurumların tutulması olanaksız sözler vermesinin yan etkileri artmaya başlayıp, asıl işin önüne geçince bu yapamama durumu, insanlar sözlere değil, eyleme bakmaya yöneldiler hızla. Gerek kişisel, gerekse kurumsal itibar; fark yaratan en önemli değer konumuna gelmiş durumda bugüne baktığımızda. Şirketler, hem kurumsal itibarlarının, hem çalışanlarının kişisel itibarlarının; en temel sermaye olduğunun, itibar olmadan diğerlerinin başarıyı ve sürekliliği sağlayamadığının farkındalığına ulaşmış durumdalar artık. İnsan kaynakları departmanları, enerjilerinin azımsanamayacak bir kısmını, kurumsal itibarın oluşturulmasına, bu itibarın çalışanlara aktarılmasına harcar durumdalar. Şirketlerin personel seçimlerinde, kurumsal itibarı gerçekleştirebilecek, güçlendirebilecek adaylar öne çıkmaya, personel seçiminin önemli kriterlerinden biri halini almaya başladı itibar yaklaşımı ve yönetimi. İtibar yönetimini başarı ile uygulamak, gerek kişisel kariyer, gerekse kurumsal gelişim çalışmalarının olmazsa olmaz bir parçası olarak kabul görmekte. Bu bağlamda, daha çok, daha çok, daha çok vaadde bulunan kişi veya şirketler değil, söylediğini yapabilenler tercih edilmekte. Dahası; bu itibar gereksinimi, şirketlerin varlıklarının sürdürülebilirliği için, ürünün veya hizmetin kendisinden daha da güçlü bir konuma sahip. Gerçekten de bir döngü içinde yaşıyoruz belki de;Hızlı dönmeye başlayan, vaad enfilasyonuna boğulan bir Dünya'dan, "söz"'ün "senet" olduğu bir Dünya'ya doğru yol alıyoruz yeniden...
|