Sosyal güvenlik şemsiyesi daralırken... E-posta

Sosyal güvenlik şemsiyesi daralırken...Bireylerin en temel gereksinimleri arasındadır sağlık hizmetleri. Gerek sağlık hizmetlerinin sunumu, gerekse yaşlılık yıllarında yaşamını sürdürebilmesi için bir gelire sahip olması konusunda, sosyal politikalar ve bu alandaki uygulamalar bireyin yaşamında önemli bir yer tutar.

Devletin bireyler karşısındaki pozisyonu, yaşlılık ve sağlık güvencelerinin hangi kapsamda ve biçimde sağlandığı ile yakın bir ilişki içindedir. Sosyal güvenlik uygulamaları, kapsamı ve sosyal güvenlik yapısı; bir toplumun gelişmişlik düzeyi, bireysel ve toplumsal refah konusunda önemli göstergelerden biri durumundadır.

Sosyal güvenlik uygulamalarının kapsamı, sisteme dahil olanlara sağladığı yararlar; emek piyasalarının gelişimine paralel olarak 1950'li yıllardan itibaren gelişme ve genişleme eğilimine girmişti. Bu süreçte sisteme katılan bireyler gerek yaşlılık, işsizlik, malüllük kapsamında kendilerine sağlanan ödenekler, gerekse sağlık hizmetleri bakımından önemli kazanımlar elde ettiler. Özellikle batı Avrupa ve ABD merkezli sosyal güvenlik uygulamaları, ekonomik gelişimlerine dayalı olarak vatandaşlarına kapsamlı bir sosyal güvenlik hizmeti sunmaya, bireylerin yaşam standartlarını görece yüksek tutmaya yöneldi. Dünya ekonomisi ve teknolojik gelişmeler konusunda başı çeken söz konusu ülke halkları, geniş ve kapsamlı bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına alındı. Ne var ki; son yıllarda bu geniş kapsamlı sosyal güvenlik destekleri, sistemin sürdürülebilirliğinin zora girmesi sonucu, daralma, kısıtlanma eğiliminde,.

Ne oldu da, sosyal güvenlik tedbirleri kaçınılmaz oldu?

Vatandaşlarına geniş ve gelişmiş sosyal güvenlik hizmetleri sunan ülkeler, zaman içinde sistemin devamlılığı konusunda bir takım sorunlarla karşılaşmaya başladılar. Sosyal güvenlik sistemi dengelerinin kamu aleyhine değişmeye başlaması, sağlanan hizmetlerin finansmanının güçleşmesi, güçlü ekonomilere sahip olsalar bile, bu ülkeleri bir takım önlemler alma konusunda zorlamaya başladı.

Gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ekonomilere sahip ülkeler, sosyal güvenlik sistemlerinin finansmanı konusunda zorlanmalarına dayalı olarak, uyguladıkları sistemleri gözden geçirmeye, sosyal güvenlik şemsiyelerini daraltmaya yönelmek durumunda kalıyorlar. Bu noktada, gelişmiş ülkelerin karşılaştıkları problemlerle, gelişmekte olan ülkelerin karşılaştıkları problemler farklılık göstermekte.
1990'lı yıllarla birlikte başlayan sosyal güvenlik sistemi revizyonları, temel olarak Dünya Bankası projeksiyonlu projelere dayanıyor. Bu bağlamda, gelişmiş ülke sistemlerinin bozulma eğilimine girmesinin en temel nedeni, aktif-pasif dengesindeki sistem aleyhine değişen durum. Bunun anlamı, sistemden gelir sağlanan emeklilik hakkını elde eden yaşlı nüfusun, sistemi finanse eden çalışan genç nüfusa oranının yükselmesi. Başka bir anlatımla, sistemi finanse edenlerin sayısındaki artışın, sistemden yararlananların sayısındaki artışı karşılayamaz hale gelmesi.Sosyal güvenlik şemsiyesi daralırken...

Sisteme bağımlı olan yaşlı nüfusun artması da, sosyal güvenlik sistemlerinin açık vermesi, finansman konusunda krize girmesi demek. Dünya Bankası öngörüleri, özellikle söz konusu gelişmiş ülke sistemlerinin var olan yapıları ile daha uzun süre yola devam edemeyeceği, sistemin finansmanı ve sağlanan yararlar konusunda yapısal değişikliklerin zorunlu olduğu yönünde.

Gelişmekte olan ülke sosyal güvenlik sistemlerinin sorunları ise, istihdama katılımın istenenin altında kalması, kayıt dışı ekonomiye yönelim olarak ortaya çıkmakta. Nüfusun iş gücüne ve üretime katılımının hedeflenenin altında kalması, sosyal güvenlik sistemlerinin devamlılığı konusunda yaşamsal öneme sahip finansman dengesinin sağlanamamasına yol açmakta. Söz konusu ülke yönetimleri de, sistemdeki kaçakları çözmeye, istihdamı özendirmeye, ekonomiyi kayıt altına almaya yönelik tedbirler uygulamakta.

Ülkemizde sosyal güvenlik ve reform çalışmaları...

Sosyal güvenlik sistemleri, çoğunlukla katılımcılarına sağladıkları hizmetlerin kapsamı ve kalitesi ile değerlendirilir. Ülkemizde sosyal güvenlik uygulamaları, özel sektör çalışanlarını kapsayan sosyal sigortalar kurumu "SSK", kendi adına bağımsız faaliyet yürüten esnaf ve sanatkarları kapsayan Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu  "Bağ-Kur"ve kamu personelini kapsayan Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı üçgeninde gerçekleştirilmekte temel anlamda. Bu üç kurumun gerek prim, gerekse sağlık ve yaşlılık aylığı alanındaki uygulamaları önemli farklılıklar içermekte. Söz konusu kurumların yasal mevzuatlarının farklılığı, bu kurumlara bağlı bireylerin farklı yükümlülüklere ve haklara sahip olmaları sonucunu getirmekte. Sosyal güvenlik kurumlarının finansmanı konusunda karşılaşılan sorunlar, uzunca bir süreden bu yana ülkemizde de çözüm gerektirir bir hal aldı. Sosyal güvenlik sistemi açıklarının Gayri Safi Milli Hasıla(GSMH)'nın % 1'i seviyelerinden % 3,5, hatta % 4'leri seviyelerine hızlı tırmanışı, sistemin devamlılığını tehdit etmeye başladı 2000'li yıllara doğru ve sonrasında. Ancak; bizim sosyal güvenlik sistemimizin finansman krizine girmesinin nedeni, gelişmiş ülkelerdeki benzeri yaşlı nufus artışı değil anlaşılabileceği üzere. Ülkemiz oldukça genç ve aktif bir nufusa sahip genel anlamda ele alındığında. Böyle bakıldığında ise, sosyal güvenlik sisteminin finansmanının görece kolay olması beklenir. Bununla birlikte, sistemdeki açıkların büyümesi, bu açıkların kamu gelirleri yolu ile kapatılma zorunluluğunun artması, ülke ekonomisinin gelişimini yavaşlatacak bir seviyeye ulaşmış durumda.

Bunun en temel nedenleri olarak; kayıt dışı ekonominin yaygınlaşması, kurumların prim tahsilatı konusunda gereken performansı gösterememesi, sıkça yapılan prim borçları afları gösterilmekte. Bütün bu nedenlerin birleşimi, sosyal güvenlik sistemimizin açıklarının her geçen gün büyümesi, dolayısıyla da sistemde reform gereksiniminin kaçınılmaz olması anlamına gelmekte. Bu bağlamda yapılan ve yapılmakta olan yasal düzenlemeler, gerek sosyal güvenlik sisteminin finansmanının, gerekse kayıt dışı ekonominin önlenmesinin sağlanabilmesini amaçlamakta.

Gerek işverenlerin, gerekse çalışanların sisteme katılımları sağlanmalı

Gerek işverenlerin, gerekse çalışanların sisteme katılımları sağlanmalıBugünlerde gündemi meşgul eden Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası düzenlemeleri de, bu reform çalışmaları içinde önemli bir yer tutmakta. Söz konusu yasa ile, tüm toplumun tek bir sosyal güvenlik çatısında toplanması (Sosyal Güvenlik Kurumu "SGK"), sistemden yararlananların aynı haklara ve yükümlülüklere sahip olmalarının sağlanması esas. Anayasa Mahkemesi'nce söz konusu yasanın bazı maddelerine ilişkin verilen iptal kararı ardından hazırlanan değişiklik tasarısı, iptal gerekçeleri göz önünde bulundurularak sistemin olabildiğince benzer kurallara tabi bireyler tarafından kullanılmasını hedefliyor. Bununla birlikte, kamu personelinin kazanılmış hakları, geçiş aşaması için yapılmış düzenlemeler ve tasarının alacağı son şeklin şu an için netlik kazanmamış olması, gelecekteki sosyal güvenlik sistemimizin gerek finansal, gerekse sosyal yapısı konusunda kesin yargılar ortaya konulmasını güçleştirmekte.

Bütün bunlar bir yana, sosyal güvenlik sistemimiz açısından öncelikli olan tedbirler; kayıt dışı ekonominin önlenmesi, istihdam üzerindeki ağır yüklerin hafifletilmesi ile bu yöndeki gelişmelerin desteklenmesi, gerek işverenlerin, gerekse çalışanların sisteme katılımlarının sağlanması olarak gözükmekte.

 
< Önceki   Sonraki >
   
   
 
Exelect, Türkiye İş Kurumu tarafından verilen "Özel İstihdam Bürosu İzin Belgesi"ne sahiptir.
Belge Tarihi: 04/05/2009 Belge No: 31
"İş arayanlardan, hiçbir ad altında menfaat temin edilemez ve ücret alınamaz"


Bankalar Cad. Bozkurt Han No:3 Kat:2 Karaköy/İSTANBUL
Tel: 0212 251 99 19 Faks: 0212 251 90 45 e-mail: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
www.exelect.com.tr