|
İnsanın olduğu her yerde, başarma tutkusu, daha yukarıya çıkma arzusu, kazanma ihtirası vardır. İnsanlığın gelişimi içinde pek çok yeni buluşun girdiği yaşantımızda, çok sayıda da kavram, teori, bakış açısı geliştirilmiştir. Kavramlar insan davranışlarını kategorize etmeyi, ideal olana ulaşmayı amaçlasa da çoğunlukla, sonuçları her zaman böyle olamayabiliyor.
Yaşamın temposunun hızla artması, hep kazanmak, hep daha yukarıya çıkmak durumunda bırakılması, insanın, kuralların zorlanmasını, gözardı edilmesini, kendi amaçları uğruna başkalarına zarar vermesini getiriyor. Üstelik bu davranış eğilimi, Niccolo Machiavelli tarafından kavramsallaştırılan "Amaca giden her yol mübahtır" düşüncesine oturtulmaya çalışılıyor. Hemen herşeyde olduğu gibi, kavramlarda da onu kimin nasıl anladığının, zihninde ya da yaşantısında nereye yerleştirdiğinin önemi büyük elbet. Çalışanlar, şirket amaçlarından bağımsız, kişisel amaçlar geliştirebiliyorlarİnsanlara kendileri dışındaki herkesin onların rakibi olduğu, ne kadar çok rakibi saf dışı bırakırlarsa o kadar itibar kazanacakları ezberletilmeye çalışılınca da, ortaya herkesi, herşeyi kendi hedefleri için araç gören, istediğini elde etmek için kuralları yok saymaktan, etik değerleri görmezden gelmekten çekinmeyen bireyler çıkıyor. İnsanın kendini ispatlama içgüdüsüne en çok kapıldığı, başarının yükselmekle özdeşleştirildiği en etkin alan, iş yaşamı, kariyer grafiği ve şirket ortamları. Çalışanlar, başarılı olduklarını gösterebilmek, isteklerini elde edebilmek uğrunda, şirketlerinin amaçlarından bağımsız kişisel amaç ve hedefler geliştirebiliyor. Şirket içi çekişmeler, şirkete ait zaman ve enerjiden çalarHer çalışanın kendi amaçlarına ulaşmak için kendi yöntemlerini uyguladığı bir iş ortamında, kurallardan, etik değerlerden, sağlıklı bir iletişimden söz etme olanağı yok doğal olarak. Böylesi bir yapı içinde çalışanlar tek tek kendi hedeflerine, bazen de gruplaşarak küçük grup amaçlarına işlerinden daha fazla önem atfediyorlar. Bu da, şirket ortamında arkadaşlık, amaç birliği, kalite benzeri şirketi başarıya götürebilecek gerekliliklerin zayıflamasına, yok olmasına yol açıyor. Kendi başarısı uğruna (elde etmek istediği şeyi elde edebilmek için), çalışma arkadaşının, elemanının hatta yöneticinin başarısızlığını amaçlayan bir çalışanın, şirkete katkı sağlayacağından, iyi bir çalışan profili göstereceğinden söz etmek güç. Amaçları uğruna kuralları sürekli esneten, bu uğurda hiçbir yöntemi kullanmaktan çekinmeyen, bir şirketten öbürüne, ondan bir başkasına kolayca atlayabilen bir çalışan, işin ve şirketin güvenliği açısından ne ölçüde göze alınabilir bir risk olabilir? Şirket içi çekişmeler, kişisel çıkar çatışmaları, saptırılmış bilgi akışları, işinizin kalitesine, şirketinizin performansına harcamanız gereken zaman ve enerjinin büyük bir kısmını çalar sizden. Kişisel amaçlar, bireylere ve organizasyonlara artı değer katamaz
Kapitalizm'in yanlış tanımlanmasından kaynaklanıyor olsa gerek, başarının yalnız birilerini devre dışı bırakmak, sürekli daha üst pozisyonlara yükselmek olduğu yanılgısına düşebiliyor, iş dünyasının pek fazla insancıl olmayan ortamı içinde yol bulmaya çalışan birey. Vahşi kapitalizm olarak da adlandırabileceğimiz bu yaklaşım, bireylerin olduğu kadar, şirketlerin de çıkar çatışmaları içinde kuralları ve etik davranma ilkelerini bir kenara koymalarına neden olabilir. Bu kuralsızlık ve değersizlik içinde başarıyormuş gibi gözükse de insan belirli zaman ve sürelerde, resmin tamamına bakıldığında, yukarıya değil aşağıya doğru bir gidişin olduğu görülebilir kolaylıkla. Kişisel amaç ve çatışmalar içinde yorulan, çabalayan, enerji harcayan birey, gerek parçası olduğu organizasyona, gerekse kendine artı değer katamaz. Makyavelizm'in temelini oluşturan amaca giden her yol mübahtır yaklaşımına dayanarak, kişisel arzu, ihtiras ve hedeflerini herşeyin önünde gören birey, iş ortamını bir arenaya, bir savaş alanına çevirme potansiyeline sahiptir. Ancak, eğer seçtiğiniz amaç yanlışsa, o amaca ulaşmak için kullandığınız yol ve yöntemlerin doğru veya yanlış olduğunun çok da önemi kalmaz.
|