İş sağlığı ve güvenliği konusu, tüm dünyada ve tabi ülkemizde de önemli bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) rakamlarına göre, her yıl dünyada yaklaşık 2 milyonun üzerinde çalışan, karşılaştığı iş kazaları ve meslek hastalıklarından dolayı hayatını kaybediyor. ILO rakamlarına baktığımızda görünen tablo ürkütücü. - Her yıl 270 milyon iş kazası meydana geliyor ve 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanıyor.
- Her gün yaklaşık 6.000 kişi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor.
- İnşaat sektöründe mekanizasyonun artmasına rağmen, el emeği hala büyük bir rol oynuyor. Bu sektörde her yıl 60.000 ölümcül kaza yaşanıyor. Buna göre her 10 dakikada bir kişi iş kazası sonucu ölüyor.
- Her yıl gerçekleşen her 6 ölümcül iş kazasından biri inşaat sektöründe yaşanıyor.
- Her yıl özellikle endüstrileşmiş ülkelerde gerçekleşen iş kazalarının % 25 ile % 40'ı inşaat sektöründe görülüyor. Üstelik inşaat sektöründe çalışan işçilerin oranı, toplam işi sayısının sadece % 6 ile % 10'unu oluşturuyor.
Türkiye'de de durum çok üzücü. O kadar ki, Türkiye iş kazalarında Avrupa birincisi ve dünyada da üçüncü sırada. SSK istatistiklerine göre, 2005 yılında Türkiye'de iş kazası sonucu 1072, meslek hastalıkları sonucu 24 kişi olmak üzere toplam 1096 kişi hayatını kaybetmiş. Dünyada meslek hastalığı sonucu ölenlerin sayısı, iş kazası sonucu ölenlerin 5 katı iken, Türkiye'de resmi verilerde sadece yüzde ikisiymiş gibi görünmesi elbette ki gerçekçi bir sonuç değil. Böyle bir dengesizlik var, çünkü kişilerin meslek hastalığı teşhisiyle hayatını kaybettikleri dahi bilinmiyor. Ayrıca unutulamamalıdır ki, kayıt dışı istihdamın % 50'ler civarında seyrettiği ülkemizde, yalnızca kayıtlı işgücüne yönelik olması nedeniyle mevcut rakamlar; maalesef ki, gerçek rakamlara oranla çok iyimserdir. Türkiye'de 2005 yılı istatistiklerine göre, en fazla iş kazası metal eşya sektöründe yaşanırken, en fazla ölüm oranı, inşaat sektöründe görülüyor. İkinci sırada nakliye, üçüncü sırada ise madencilik geliyor. Her yıl o kadar çok çalışan, aslında rahatlıkla engellenebilecek ve yasal olarak da engellenmesi zorunlu olan iş kazası ve meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitiyor ya da hayatına engelli olarak devam etmek zorunda kalıyor ki. Bu oranları düşürecek sihirli kelimenin üzerinde ayrıca durmak gerekiyor: EĞİTİM... İş sağlığı ve iş güvenliği eğitimi. Çalışanların bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi, risklerin azaltılması, alınan tedbirlerin doğru uygulanması için her kademedeki çalışanların eğitimi gerekiyor. Burada sorumluluk da işverenlerin üzerinde. ILO'ya üye ülkeler arasında yapılan araştırmada, iş kazalarının yaklaşık yüzde 20'sinin makine ve tesislerden, % 79'unun güvensiz hareketlerden, % 1'inin ise önlenemez kazalardan dolayı gerçekleştiği görülmüştür. Halbuki, makine, tesis ve donanımlardan meydana gelen kazaların büyük bir bölümü önlenebilir kazalardır. Yapılması gerekenler belli… 4857 sayılı İş Kanunu'nda da bunun temelleri atılmış. Sonrasında yönetmeliklerle desteklenmiş. İşveren ve çalışanlara düşen görev de mevzuata uygun hareket etmek, öncelikle eğitim vermek-eğitim almak, bu eğitimleri tekrarlamak, eğitimde öğrenilenleri uygulamak. Daima hatırlanması gereken bir nokta var ki; "eğitim hayat kurtarır"…
|