|
Hemen hepimiz, yaşantımızın bir ya da birkaç döneminde, bazen de tüm yaşantımız boyunca, bazı kavramlar arasında gidip geliriz; "yapmamız gerekenler/yapmak istediklerimiz/yapabileceklerimiz", "sorumluluklarımız/hayallerimiz". Bu kavramlardan hangilerinin daha etkili olduğu, aradaki dengenin ne ölçüde sağlanabildiği, yaşantımızın kalitesini doğrudan etkileyecektir.
Çocukluktan çıkıp gençliğe adım atılmasıyla birlikte, toplumsal kalıplar, yapılması gerekenler, seçimler kaplamaya başlar yaşantımızı. Aile, yaşanılan toplum, eğitim benzeri etkenlere bağlı olarak, davranış kalıpları oluşmaya, belirli olgular karşısında belirli tutumlar sergilenmeye başlanır. Gençliğinin ilk yıllarından itibaren giderek artan bir dozda, seçim yapma, karar verme, kendine bir yön belirleme baskısı altında kalır insan. Gerek kişiliğin oluşumu, gerekse yaşam kalitesi ve standartları ile doğrudan ilgili olan bu yol ayrımlarında, çok sayıda değişkenin etkisinde kalınmakta, verilen kararlar üzerinde toplumsal ve ailesel tutumlar önemli ölçüde belirleyici olmaktadır. Yetişkinliğe doğru yol almakta olan birey, yaşamın genel akışının sonucu olarak öncelikle bir meslek, buna bağlı olarak da bir iş seçmek durumundadır. İş seçimlerini etkileyen faktörler Yapacağı mesleği ve işi seçme durumunda olan birey, hangi işi yapmak istediği ile, hangi işi yapabileceği konusunda doğru çözümlere, saptamalara gereksinim duymaktadır. İşini seçerken fiziksel beklentilerinin yanı sıra, zihinsel ve duygusal taleplerini de dikkate alabilen birey, hem kariyeri, hem de mutluluğu yolunda önemli bir adım atmış olur.
Bireysel, ekonomik ve sosyal sorumluluklarını alacağı aşamaya gelen insan, kendisine bir meslek ve iş seçmek durumundadır öncelikle. Bireyin eğitimi, sosyal ve kültürel geçmişinin yanı sıra, cinsiyeti, yetenek ve beklentileri iş seçimi üzerinde önemli bir rol oynar. Başlangıçta sevdiği, yapmayı arzuladığı kapsamda bir iş arayışında olan insan, sahip olduğu olanak ve olasılıklara bağlı olarak seçmek durumunda kalır işini çoğu zaman. Yapabilirlikleri ve istekleri doğrultusunda bir iş yapmayı başaranların, iş seçimi konusunda şanslı oldukları düşünülebilir. Aradığı özellikleri taşıyan bir işe sahip olamayabilir insan her zaman. Ancak; bu çoğunluğun, sevmediği, yapmak istemediği, hatta kurtulmayı hayal ettiği bir işi yapmak zorunda kalacağı anlamına gelmemelidir elbette. İnsanın bir işi sevmesinde, işinden zevk almasında, işine kendinden bir şeyler katabilmesi, ortaya koyduğu ürünü, hizmeti görebilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir işin yapılmasında, ortaya konulmasında rol alan insan, işin sonuçlarını, başka bir anlatımla, eserini görmek ister. Bireyin yaşamında yaptığı iş, işte geçirdiği zaman, o işi yapıyor olmanın hissettirdikleri azımsanamayacak bir öneme sahiptir. İşinde mutlu olamayan birinin mutsuzluğu, tüm yaşamını etkileyebilecek, zamanla işinde ve özel yaşamında başarısız olmasına yol açabilecektir. Zihinsel ve duygusal tatmin çok önemliSevmediği, yapmak istemediği bir işi yapan insan, her geçen gün işinden daha da uzaklaşmaya, işinden nefret etmeye, kendisini kapana kısılmış gibi hissetmeye başlar. Böylesi bir psikolojiye bürünen bir çalışanın, kendisine olduğu kadar işverenine de yararlı olamayacağı açıktır. Bir çalışanın yalnız fiziksel gereksinimlerinin karşılanması, onun işine bağlılığını, önem vermesini sağlamaya yetmez genel olarak. İnsanın fiziksel gereksinimlerini karşılamasının yanında, zihinsel ve duygusal anlamda da tatmin olması, işin ve akışın başarısı üstünde dikkate değer bir etkiye sahiptir. Bu anlamda, organizasyonun başarısı, çalışanları işleri yapan mekanik parçalar olarak değil, onların insan olduklarının, zihinsel ve duygusal önceliklerinin dikkate alındığını bilmek istediklerinin göz önünde bulundurulması ile yakından ilgilidir. İş seçimlerinde kimler etkili oluyor? Kendisine bir iş seçme zorunluluğuyla karşı karşıya kalan birey, bu seçimi sırasında çok sayıda kişi ve kavramın etkisi altında kalmaktadır. Bireyin iş seçimi, toplumsal ve kültürel yapı, toplumun ve bireyin ekonomik koşulları, eğitim düzeyi, yapabilirlikleri benzeri pek çok parametrenin sonucunda oluşmaktadır. Gençlerin işlerini seçmeleri ile ilgili olarak en çok anne ve babalarının etkisi altında kaldıkları görülmektedir. İngiltere'de yapılan bir araştırma, iş seçimi konusunda "% 74" oranında anne ve babaların, "% 62" oranında öğretmenlerin, "% 3" oranında da ünlülerin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. İş seçiminde anne babaların etkisi ülkemizde daha da yüksek oranlara ulaşmaktadır.
Ebeveynler genellikle kendilerinin yapmak isteyip de yapamadıkları şeyleri çocuklarının yapması yolunda yönlendirmelerde bulunmakta, bir anlamda çocuklarının yerine kariyer planlaması yapmaktadırlar. Amerikalı uzmanların yaptığı bir araştırmaya göre ise, çocuklarının iş seçimleri üstünde annelerin rolü babalara oranla daha fazla gözükmektedir. Özellikle kız çocuklarının iş seçimleri konusunda, annelerinin doğrudan etkili olduğu söylenebilir. İş seçimi aşamasında en önemli kriter 'sevgi'Üniversiteden mezuniyet aşamasına gelmiş gençlerin yapmak istedikleri iş konusundaki eğilimleri, iş seçimi sırasındaki kriterlerin başında "İşlerini sevmeleri"'nin geldiğini , sevdikleri işi yapmak istediklerini ortaya koymaktadır. Kendilerine iş seçme aşamasında bulunan bireyler "% 30-35" oranında sevdikleri işi yapmak istediklerini belirtmektedirler. Söz konusu gençlerin iş seçimine ilişkin kriterlerle ilgili olarak, en sıraya ise işyerinin fiziksel şartlarını yerleştirdikleri görülmektedir. İnsanın yaşamının önemli bir parçasıdır işi. Gerek işte geçirdiği zaman, gerekse işinin fiziksel, zihinsel ve duygusal etkilerinin özel yaşamına yansımaları dikkate alındığında, iş seçiminin önemi anlaşılmaktadır. İşvereni ve iş arkadaşları ile olan ilişkileri, işine olan bağlılığı, yaptığı işten aldığı haz, bireyin genel yaşam kalitesini yakından etkilemektedir. Bu bağlamda, işini seçerken yeteneklerini, ilgi alanlarını, beklentilerini dikkate alan bir çalışanın kariyerinin yanı sıra özel yaşamının da sağlıklı bir çizgide ilerleyeceği açıklıkla söylenebilir. Bununla birlikte, tam anlamıyla sevdiği, istediği işi yapma şansına erişemeyebilir insan bazen. İş duyulan sevgi ve bağlılıkta da yenilik ve yaratıcılığa ihtiyaç varSevdiği işi seçmiş olsa da, zaman içinde çeşitli nedenlerle bu sevgide bir azalma, işinden uzaklaşma eğilimi görülebilir. Bu noktada, çalışanların işlerinden zevk almalarının sağlanması, işlerine olan bağlılık ve sevgilerinin canlı tutulması önem taşıyacaktır. Çalışanın işine kendisinden bir şeyler katmasına, yaratıcılığını kullanmasına, hangi oranda olanak tanındığı, bu bağlılık ve sevgi üstünde belirleyici olmaktadır. Göz ardı edilmemelidir ki; her şeyde olduğu gibi işe duyulan sevgi ve bağlılık duygusunda da değişime, yeniliğe, yaratıcılığa gereksinim vardır. Çalışanlarının işleri ile olan ilişkisini önemseyen, bu ilişkinin sürekliliğini sağlayabilen bir işveren, gerek çalışanın, gerekse kendisinin başarısı yolunda önemli bir yol almış olur.
|