|
Yüksek maaş, kariyer imkanı, huzurlu bir iş ortamı, iş güvenliği, yan ödemeler, sosyal imkanlar vs. derken, çalışan beklentilerini konuşmak üzere, insan kaynakları konusundaki bir uygulamacı bir konuğumuz var; Şafak Doğdu… Doğdu, Garanti Ödeme Sistemleri'nin İnsan Kaynakları Koordinatörü… Garanti Ödeme Sistemleri, 500 çalışanlı bir işyeri… İstanbul dışında, Ankara, İzmir, Antalya ve Adana'da bölge müdürlükleri var. Her yaş grubundan çalışanı olmakla birlikte kadrosunun büyük bir bölümü gençlerden oluşuyor.
Şafak Doğdu'ya genelde çalışanların beklentileri ne yöndedir, bu beklentiler ne şartlar altında, nasıl değişir ve Garanti Ödeme Sistemleri'nde konuyla ilgili ne tür çalışmalar yapılır? diye sorduk. Bu arada, kendi beklentilerini sormadan edemedik… Genelde çalışan beklentileri hangi alanlarda yoğunlaşıyor. Bu konudaki tespitlerinize göre, hangi ihtiyaçlar öne çıkıyor? Diyelim ki, kişilere üç kriter belirlediniz ve önem sıralaması yapmalarını istediniz. Böyle bir durumda, "para", sıralamada diğer birkaç kriterden sonra geliyor. Beklentiler söz konusu olduğunda, yaş grubu ve eğitim seviyesine göre herkesin öncelikleri farklı oluyor. Özellikle ekonomik krizlerden sonra iş güvencesinin ve huzurun ön sıralarda geldiğini düşünüyorum. Para elbette çok önemli ama ilk üç sırada yer almasına rağmen, önceliklerdeki yeri değişebiliyor. Özellikle yeni kuşağın beklentisi, "kendini geliştirebileceği" bir ortam. Maaş konusundaki beklentiler zaman içinde değişiklik gösterdi mi? Türkiye'deki ücret sistemi değişmeli artık bence. Önceden ülkemizde enflasyonist bir ortam vardı. Ücret alınırdı, üzerine eklenen prim standarttı, ikramiyeler vardı… Şu anda enflasyonist bir ortam olmadığı için ücret artışları olmuyor, olsa da düşük rakamlarda oluyor. Önümüzdeki yıllarda çalışanların en büyük beklentilerinden biri "yan ödemeler" olacak gibi geliyor bana… Ve prim sistemleri… Kendi şirketimizden örnek vereyim: Daha düne kadar performans prim uygulaması vardı ve bu, ücretin içinde çok küçük bir oranı ifade ediyordu. Bir süre önce, 6 ayda bir zammı kaldırdık, yılda bir enflasyon oranında zamma geçtik. Şimdi ise, bunun üzerinde yüksek performans ödemesi uygulamasını gerçekleştiriyoruz. Bu uygulama, çalışan performansını artırmaya yönelik. Sonuçta, herkesin, katkısı oranında elde edebileceği bir kazanç söz konusu. İşe yeni başlayan arkadaşların beklentileri ne yönde oluyor? Bir süre sonra beklentiler hangi yöne doğru kayıyor? Elbette ki, yeni işe başlayan arkadaşların beklentileri zaman içinde değişiyor. Kendi sektörümüz için söyleyeyim; ilk girişte, paraya çok odaklanmıyorlar. Çünkü farklı bir sektörden geliş, yüzde 10-15'ler oranında… Benzer sektörlerden gelindiği için de, ücret farklılıkları zaten pek yaşanmıyor. Finans sektörü, kriz öncesinde çok yukarılardaydı. Krizle birlikte, finans sektöründeki ücret artışları da yerinde saymaya başladığı için biraz düşüşe geçti. Ama yine de, dediğim gibi bizde işe başlayan kişiler için para, ikinci, üçüncü sırada yer alıyor. Çünkü, sektörün genel yapısı itibariyle de alınacak ücretler, üç aşağı, beş yukarı belli. Bizde kariyer olanakları, personele sağlayacağımız eğitim olanakları, işin sağlayacağı katma değerlerle orantılı olarak yaşanan iş tatmini öncelik kazanıyor. Beş yılından fazla zamandır çalışanlarda, iş güvencesi ön plana çıkıyor. On yıla yakın süredir çalışanlarımız ise, kariyer olanakları zaten belli bir yerde bittiğinden, uzman olarak işlerini yapmakta oluyorlar, bu nedenle yan ödemeler ve sosyal imkanlar onlar için daha öncelikli oluyor. Çalışan Beklentilerini YönetmekBu beklentilerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Beklentiler değişiyor sonuçta, bunları aynı havuzda toplayıp yönetmek oldukça zor olsa gerek… Haklısınız. Garanti Ödeme Sistemleri açısından bakıp da sadece benim ya da sektörümüz için değil elbette, benzer sektörlerdeki diğer İK yöneticisi arkadaşlarımız açısından da zor bir durum. Ama buna uyum sağlanmalı sonuçta. Sektörün dinamiklerine, konjonktürdeki gelişmelere ve insan davranışlarının değişimlerine ve ihtiyaçlarına uygun olarak, bizler öncelikli davranmalıyız. Aslında, şirkette yönetici olarak görev yapan kişilerin de, birer insan kaynakçı olarak çalışanlarıyla beraber olup, onların önceliklerini de belirlemeleri gerekiyor. Bu da bir ortak çalışma gerektiriyor. Ama bana sorarsanız kolay mı, diye, gerçekten kolay değil. Bir tarafta yeni mezun bir kişiyi, diğer tarafta da çok uzman, 10 yıllık tecrübesi olan başka bir kişiyi aynı dönemde işe alabiliyoruz. Biz burada, şöyle bir çıkar yol arayışına girdik. İç müşteri memnuniyeti anketi yaptık. Beklentilerini, önceliklerini, şirket olarak olumlu ve olumsuz yönlerimizi belirlemek için oluşturulmuş yaklaşık 100 soruyu yanıtlamalarını istedik. Bunların sonucunda da eksik olduğumuz yönleri gördük. Sonuçta şirketin bir kültürü, bir kimyası var ve bu gerçekten her departmana, her ünvana göre farklılık gösteriyor. Burada gördük ki, herkesin motive olabileceği konu sonuçta farklı. Özellikle şirkete yeni aldığımız genç kuşak temsilcisi, üniversiteden yeni mezun arkadaşlar, kendilerine özellik tanınmasını, kendilerine özel projeler yapılmasını, özel proje grubu içinde olmayı, istiyorlar. Çok tecrübeli kişiler için ise, bir etkinlik, bir hobi yaratılması çok önemli. Bu nedenle, İK departmanı içinde, çeşitli aktivitelere uyumlu, burada iş yapabilecek, görev alabilecek bölümler oluşturduk. Örneğin, bir arkadaşımız tahta-ahşap boyamacılığı ile ilgileniyor, bir diğer arkadaşımız dalgıçlık konusunda uzman. Ama zaman içinde baktık ki, bu da yeterli değil. Başka departmanlardaki arkadaşlarımızdan da, ilgili ve uzman oldukları konularda liderlik yapmaklarını istedik. Şirketin içinde, sosyal gruplar kurdurduk ve bu, iletişimleri açısından da çok iyi oldu. Bu faaliyetler çalışanların motivasyonunu artırdı mı? Çalışanlarınız, eskiye oranla daha mı mutlular? Evet, daha mutlu olduklarını gördük. Motivasyon, kolay bir şey değil. Ama, benim görüşüm şu ki; ancak motive olmaya hazır bir kişiyi motive edebilirsiniz. Diyelim ki, bir davet düzenledik. 500 kişiyi bir araya getirdik. Emin olun, o 500 kişinin ancak 200 kişisi mutlu olabiliyor. Ama, kişilerin ilgi alanlarına göre faaliyetler yaptığımızda, onlarda daha çok katma değer yarattığını gördük. Gerçekten de, bu yöndeki faaliyetlerimiz sonrasında, çalışan arkadaşlarımızı kaybetme oranımız daha azaldı. Bu tür organizasyonların, gönüllülük esasıyla yürütüldüğüne inanıyoruz. 2001 krizinden sonra azalma oldu
2001 krizi sanki bir milat gibi oldu. Özellikle o tarihten sonra ücretler bir anlamda aşağıya çekildi. Özellikle bankacılık sektöründe çok sayıda çalışan işini kaybetti. Ve beklentilerde azalma oldu… Yanılıyor muyuz? Evet. 2000'li yıllardan önce ücret zammını açıkladığımızda, herkes fikrini söylerdi. 2001'den sonra bakıyoruz, kimse yorum yapmıyor. İlk 5 yıldan sonra, çalışanlardaki huzur ihtiyacını görüyoruz. İlk girişte, iş bulabilmek ve kariyer olanakları önemliyken, işe girdikten sonra her şey yolunda gitmeye başladıysa ve başka bir iş arayışları yoksa, işte o zaman huzur istiyorlar. Huzurlu bir ortamda çalışmak da çok önemli. Bir başka beklenti konusu da, amirin özellikleri ve yetenekleri olsa gerek… Çalışanlar, amirlerinde; hem kişileri geliştirici yeteneğin, hem de kendi işine yönelik bilgi düzeyinin çok yüksek olmasını istiyorlar, sanırız. Evet. 90'lı yıllara kadar farklı bir yönetici tarzı vardı. İş ilanlarından hatırlıyorum, 40 yaşın üstünde, minimum 15 yıllık iş ve 10 yıllık yöneticilik tecrübesi olan yöneticiler aranırdı. Bu kişilere, işinin duayeni, uzmanı denilirdi. Herkes onlardan bir şeyler öğrenirdi. 90'lı yıllardan sonra, farklı bir kuşak geldi. Burada herkes yönetici olmaya başladı. Sonuçta, 20'li-30'lu yaşlarda genç bir nesil var Türkiye'de. Bu kişiler, liderlik özellikleri olduğu için yönetici oldular. Sonra, sorunlar çıkmaya başladı. Yönetsel eksikliği olabiliyordu bu kişilerin. Astına nasıl davranması gerektiğini, proaktif olmanın ne demek olduğunu bilemiyorlardı. Bu nedenlerle bir takım çıkmazlara girildi, sıkıntılar yaşandı zaman zaman ama artık bir şeylerin rayına oturmaya başladığı kanaatindeyim. Çalışanlar bir üstündeki kişiden bir şeyler görmek, kendine bir şeyler katmak istiyorlar. İlla müdür vs. demek istemiyorum ama bir üstünden de, yöneticisinden de bu yönde bir beklentileri var çalışanların. Peki Şafak Bey, çalışma hayatına ilk başladığınız zamanlarda sizin beklentileriniz neydi? Zaman içinde ne yönde bir değişim yaşandı ve şu anda ne tür beklentileriniz var? Ben iş hayatına kariyer hedefiyle başlamıştım. Ama zaman içinde baktım, hayatta başka ihtiyaçlar da var, para da önemli olmaya başladı. Hatta para için iş değiştirdiğim bile oldu. Şu anda ise, benim için önemli olan iş tatmini. Asıl olan, yaptığım işlere ve başkalarının çalışmalarına değer katabilmek. Herkes gibi benim de beklentilerim zaman içinde değişti, çünkü ben de değiştim.
|