Altın üçgen ve Türkiye'deki yansımaları... E-posta

Altın üçgen ve Türkiye'deki yansımaları...Dünyanın iş piyasaları iç içe geçiyor, iş ve eleman arayanların olanakları artarken, rekabet şartları her geçen gün ağırlaşıyor.

20. yüzyılın ortalarından başlayarak hız kazanan iş gücü ve sermaye dolaşımı, teknolojik gelişmeler; geleneksel çalışma, istihdam ve büyüme modellerini değişmeye, yenilenmeye zorluyor. Gelinen nokta göz önüne alındığında; bu süreçte, iş gücü hareketleri, istihdam model ve olanakları anlamında ABD ve Japonya'nın yaşlı Avrupa'ya kıyasla daha başarılı yöntemler uyguladığı, gelişime ve değişime daha hızlı bir uyum içinde olduğu kabul edilmekte.

Geleneksel istihdam yapısı, bireyin bir iş bulmasına ve mümkünse bulduğu o işi kaybetmeksizin emeklilik hakkını elde edeceği güne dek çalışmasının sağlanmasına dayanıyordu demek, çokça yanlış bir tanımlama olmasa gerek. Yakın bir zamana kadar, kamu; bu istihdam politikaları kapsamında, çalışanların katı iş güvencesi tedbirleri ile korunmasına öncelik vermekte, işverenlerin işe aldıkları her bir eleman için en başından bir takım ek maliyetleri göze almalarını zorlamakta idi. Bu katı ve ödünsüz iş güvencesi ve istihdam yaklaşımları, küreselleşmenin yarattığı baskıya dayanamazdı elbet, daha uzun süre.

Ekonomilerinin ve vatandaşlarının gelişen iş gücü ve sermaye hareketleri karşısında geriye gittiğini gören Avrupa'lı politikacı ve uzmanlar, gerek işverenleri, gerekse çalışanları mutlu edebilecek, verimliliği artırabilecek, bu yolla da kamunun üstündeki yükleri görece azaltabilecek yöntem ve uygulama arayışlarına girdiler, biraz da zorlanarak.

Bu arayış ve gelişmeler doğrultusunda; özellikle Avrupa Ülkelerinden başlayarak 1990'lı yıllarla birlikte adı konmaya başlanan, detayları ve uygulama biçimleri olgunlaşmaya başlayan "Güvenceli Esneklik" modeli kullanılır, konuşulur oldu. Güvenceli Esneklik, başlangıçta her iki tarafın da mesafeli durduğu düşünüldüğünde (işverenler ve işçiler), kısa geçmişine karşın oldukça yol almış, teorisi ve pratiği anlamında önemli gelişim gerçekleştirmiş durumda.

Kime güvence, kime esneklik?

İş güvencesi, çalışanların vazgeçmek istemedikleri, işveren karşısında pazarlığa açmaya bile yaklaşmadıkları bir başlıktı başlangıçta. Hemen herkes, gerek işverenlerden, gerekse devletten, çalışmakta olduğu veya çalışacağı işi kaybetmeyeceği konusunda keskin ve etkin garantiler istemekte, bu konuda kendini güvende hissetmeyi talep etmekte idi.

Bu talepleri karşılama amaçlı katı ve ödünsüz iş güvencesi politikaları; bireylere etkin bir iş güvencesi sunmaktan, daha uzun süre işsiz kalmalarına neden olmaya doğru bir eğilim göstermeye başladı gün geçtikçe. Özelikle iş gücünün rahatça dolaşır olmaya başlaması dünya üstünde, işverenlerin taleplerine uygun iş gücüne ulaşmalarını, seçeneklerinin artmasını beraberinde getirdi.

Katı iş güvencesi politikalarının maliyetlerinden kaçınmak isteyen işverenler, ya istihdamdan uzak durmaya, çalışanlarının verimliliğini artırmak için çalışmaya yöneldiler ya da ucuz ve talepkar olmayan iş gücü piyasalarına. Bu gelişmeler karşısında, istihdam politikalarının iflasa doğru yol aldığını gören Avrupa, hem işverenleri, hem de çalışanları tatmin edecek, her iki tarafın haklarını, önceliklerini, taleplerini göz önünde bulundurabilecek bir istihdam modelini geliştirmek durumunda idi. Bu çalışmalar, öncelikle Hollanda'da uygulanmaya başlanan, sonraları kısmen daha başarılı karşılığını Danimarka'da bulan "Güvenceli Esneklik" modelini ortaya çıkardı.

"Güvenceli esneklik", çalışanların iş güvencesi endişesine kapılmadığı, işverenlerin ise gerektiği zaman, gerektiği kadar çalışanı istihdam edebildiği esnek çalışma biçimlerini gerçekliğe dönüştürmeyi amaçlıyor. Çalışanların olayın güvence ayağını, işverenlerin ise esneklik ayağını güçlü tutmak isteyeceği, bu nedenle de arzulanan dengenin oluşturulamayacağı yönünde güçlü eleştiriler alarak girse de iş yaşamına, gün geçtikçe kabul görmeye, tarafların karşılıklı beklentilerine en etkin yanıtları bulmaya başladı.Altın üçgen ve Türkiye'deki yansımaları...

Güvence ve esneklik ile neler hedefleniyor?

Güvence ile amaçlanan genelde;

-    İş Güvencesi

-    İstihdam Güvencesi

-    Gelir Güvencesi

-    Kombinasyon Güvencesi

Esneklik ile hedeflenenler ise;

-    Sayısal Esneklik

-    Çalışma Süresi  Esnekliği

-    İşlevsel Esneklik

-    Ücret Esnekliği

başlıkları altında toplanıyorlar.

Sayısal Esneklik, işletmede çalışanların sayılarının işe alma ve işten çıkarma yoluyla ayarlanmasıdır.

Çalışma süresi esnekliği (geçici esneklik), çalışma saatlerinin ayarlanması (fazla mesai ya da kısmi süreli çalışma gibi) ve bunların düzenlenmesidir (örn: vardiya ya da hafta sonları gibi).

İşlevsel esneklikte, çalışanlar işin gerektirdiği işlevler çerçevesinde yatay ve dikey olarak transfer edilirler.

Ücret esnekliği ise, iş piyasasındaki arz ve talepteki değişikliklere ücretlerin uyum gösterebilme oranıyla ilgilidir.

Güvenceli esneklik, 'altın üçgen' olarak da anılıyor

İstihdam politikalarında temel değişiklikler anlamını taşıyan "Güvenceli Esneklik";

- Esnek işe alım, işten çıkarma ve iş sözleşmesi hükümleri,

- Kamu destekli güçlü bir sosyal yapı (işsizlik sigortası düzenlemeleri ve sosyal güvenlik dışında kalanların korunmasına yönelik kamusal tedbirler),

- Aktif iş piyasası tedbirleri (istihdamın kolaylaştırılması, bu alandaki güçlüklerin minimize edilmesi) bağlamında kuramsallaştırıldığından olsa gerek, "Altın Üçgen" olarak da tanımlanmakta.

Türkiye'nin stratejisi nedir; kopyalamak mı, içleştirmek mi?

Her ülkenin, her toplumun kendi iç dinamikleri vardır. Ekonomik, kültürel, sosyolojik temellere dayalı bu dinamikler, yeni ve başarılı modellerin kullanılması konusunda, lokal çalışmalar yapılmasını gerektirir. En basit anlatımı ile, bir başkasının üstünde çok şık duran, hatta ona göz alıcı bir etki katan elbise, sizin üstünüze uymayabilir, hem sizi, hem kendini etkisiz kılabilir. Bu bağlamda, herhangi bir kültürel yapı içinde geliştirilmiş, başarılı sonuçlar vermiş bir yöntemi olduğu gibi alamaz, kendinize uygulayamazsınız. Aslında en kolayı da budur, yeni yöntemlerin kullanılması konusunda,"kopyalamak". Kendinizden birşey katmadan, düşünme zahmetine katlanmadan, öylece alırsınız hazır olan elbiseyi. Türkiye'de pek çok konuda düşülmüş bir yanılgı bu açıkçası. Ama böylesi bir yaklaşım, önceki örneklerin de ortaya koyduğu üzere, (onun için harcadığınız zaman, ödediğiniz ekonomik bedel, sarf ettiğiniz enerji bir yana),hayal kırıklığını fatura eder en azından size. Bu anlamda, genel uygulamalarına bakıldığında başarılı ve geleceğin istihdam ve sosyal yaklaşımı olarak gözüken "Güvenceli Esneklik" modelinin Türkiye'ye nasıl taşınacağı, nasıl adapte edileceği önem taşımakta.

AB katılım çalışmaları ve entegrasyon çabaları bağlamında, 4857 sayılı İş kanunu ile birlikte, daha güçlü bir iş güvencesi yapısı kurulurken, bir yandan da mevzuatımız açısından esnek çalışma biçimlerinin de karşılık bulması sağlanmış durumda. Bu aşamada, ülkemizin gereksinimlerini, toplumun istihdam ve ekonomik yapısını göz önünde bulundurarak, "Güvenceli Esneklik" modeline en etkin ve sorunsuz geçişi sağlamamız gerekmekte. Bunun en iyi ve efektif yolu da, elbiseye (orijinalini ve ona özel detaylarını bozmaksızın elbet) bir takım düzeltmeler yapmak, onu bize en yakışır biçimi ile dizayn etmek olsa gerek.

Unutmamak gerekir ki; sonsuza dek güvende olamaz, kuralsız yaşayamayız…

 
< Önceki   Sonraki >
   
   
 
Exelect, Türkiye İş Kurumu tarafından verilen "Özel İstihdam Bürosu İzin Belgesi"ne sahiptir.
Belge Tarihi: 04/05/2009 Belge No: 31
"İş arayanlardan, hiçbir ad altında menfaat temin edilemez ve ücret alınamaz"


Bankalar Cad. Bozkurt Han No:3 Kat:2 Karaköy/İSTANBUL
Tel: 0212 251 99 19 Faks: 0212 251 90 45 e-mail: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
www.exelect.com.tr