Sanayi devrimi, teknolojinin insan hayatına girmesi, pek çok şeyin eskisine oranla daha kolay, daha kısa sürede yapılması sonucunu getirmiştir. Makinenin insan hayatına girmesi ve her geçen gün kullanım alanının gelişlemesi, yeni iş olanakları ve çalışma yöntemleri ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Türkiye gibi ülkelerden iş gücü talebi çoktan sona erdiBu gelişmeler doğrultusunda tüm toplumlar birbiri ardına sanayileşme çabasına girmiş, uzunca bir süre bu çaba, daha çok iş, daha çok çalışan anlamı taşımıştır. Öyle ki, 1960'lı yıllarda Almanya, bu alandaki çalışan gereksinimini karşılamak için Türkiye'den işçi göçüne başvurmuş, çok sayıda insan daha iyi bir gelecek için bu göçe dahil olmuştu. Sanayi çalışanlarının aranır olduğu, hemen her toplumda kendilerine kolaylıkla iş bulabildiği bu dönem, bilgi toplumu, bilgi ekonomisi veya bilgi devrimi diye adlandırılan gelişmelere değin sürüp gitti. Sanayileşme akımının doygunluğa ulaştığı, söz konusu alandaki çalışmaların görece zayıflamaya başladığı bu dönemde ise, bilginin kullanımına dayalı çalışma metotları, bu metotlara hakim çalışan tipi etkinliğini artırmakta. Bilgiye ulaşabilen, onu kullanabilen ve dahası ondan yeni bilgiler türetebilen çalışanlar arıyor iş dünyası artık. Bir Amerikalı mühendisin maliyeti, 5 Çinli, 11 Hintli mühendisin maliyetine bedel
Hindistan Ve Çin kaynaklı mühendis ve teknisyenler iş dünyasını kasıp kavuruyor. Gelişmiş toplumların bireyleri için aldıkları eğitim, iş garantisi getirmiyor artık. İş dünyasının algıları ve gereksinimleri çok hızlı ve keskin değişkenlikler göstermekte. Bu değişim trafiği, eğitim kurumlarının uyguladığı eğitim metotlarının sorgulanmasını beraberinde getiriyor. Batının en etkin eğitim kurumları öğrencilerinin piyasadaki konumlarının sarsılıyor olmasından endişe duyuyorlar. Bilgi teknolojileri alanındaki gelişmeler, sektördeki hareketlilik, bu alandaki eğitim ve yöntemler konusunda önde yer alan Hindistan ve Çin için bulunmaz bir fırsat olmuş durumda. Gerek nüfus yapıları, gerekse teknik eğitime ilgi duyan öğrenci çokluğu, bu ülkelerin iş dünyasına hızlı ve başarılı bir biçimde personel ihraç etmesini sağlıyor. Sözü edilen ülkelerde yetişen mühendis sayısının batılı toplumlardaki rakamları kat ve kat aşıyor olması, onları bu piyasanın lideri ve hakimi konumuna taşıyor. Globalizasyonun Dünya'yı küçülttükçe küçültmesi, şirketlerin düne göre çok daha zorlu rekabet koşulları ile karşı karşıya olmaları anlamına geliyor. Ayakta kalabilmek için hemen herşeyin maliyetini minimize etmek durumunda kalan şirketler, işçinin de en yeteneklisini, en düşük maliyetlisini arıyor. Batı toplumlarındaki yetişmiş elemanların beklentilerinin görece yüksek oluşu, bu alanda yükselen değerler olarak ortaya çıkan, asya ülkelerinin vatandaşlarının yolunu açıyor. İş dünyasının talep ve beklentilerine daha uygun teknik donanıma sahip bireyleri yetiştirebilmek, yeni dünyada her geçen gün daha da önem kazanıyor. Bu alandaki göstergelere bakıldığında, bir ABD'li mühendis veya teknisyenin maliyeti, 5 Çinli, 11 Hintli mühendis veya teknisyen maliyetine karşılık geliyor. Maliyetlerin günden güne daha da önem kazandığı iş dünyasında, iş gücü profilinin oluşturulması konusunda, göz ardı edilemeyecek kadar önemli oranlar bunlar şüphesiz. Beyin göçü, batı toplumlarının iş gücüne hakim olmaya başlıyorAsya ülkelerini iş gücü piyasasında öne taşıyan bir başka avantaj da nüfus yapıları olarak ortaya çıkıyor. Bu ülkelerde yetişen kalifiye eleman sayısının batı toplumlarına oranla çok daha yüksek oluşu, şirketlerin çalışanlarını seçerken daha çok alternatife sahip olmaları demek. Aynı işi, hemen hemen aynı kalitede ve çok daha ucuza yapabilecek bireylerin piyasaya hızla girmeleri ile birlikte, beyin göçü olarak tanımlanan olgu güçlenerek, batı toplumlarının iş gücüne hakim olmaya başlıyor. Bu durum, gelişmiş ülkelerinin eğitim ve araştırma kurumlarının kendilerini gözden geçirmelerine, öğrencilerine verdikleri eğitim ve sağladıkları yetkinlikler üzerinde çalışma gereksinimi duymalarına yol açıyor. Bazı uzmanlar, iş gücü piyasasındaki rekabette başarı için, daha çok yetişmiş eleman olması gerektiğini savunurken, bir kısmı ise, olayın eleman azlığından değil, yaratıcılık noktasındaki eksiklikten kaynaklandığını düşünüyor. Asya'nın bilim teknolojileri sektöründeki iş gücünü böylesine kontrol altına alması, gelişmekte olan ülkeler için de göz ardı edilemez bir öneme sahip elbette. İş dünyasının ve şirketlerin bu yeniden yapılanması içinde yer almak isteyen ülkeler, teknik eğitime ve kalifiye eleman yetiştirilmesine daha çok önem vermek durumunda. Değişen ve ağırlaşan rekabet koşullarına uyum sağlayabilmek, şirketler için olduğu kadar toplumlar içinde önem taşımakta. Dünya'nın ekonomik yapısı ve büyümesi içinde istenen etkinliğe ve paya sahip olunması, gelişen ve değişen bu koşullara dayalı eğitim yöntemlerinin yaşama geçirilmesi ile mümkün olabilir.
|